KURTULUŞ DERGİSİ VE OKURLARINA REDDİYE

Mutafa Kan


KURTULUŞ DERGİSİ VE OKURLARINA REDDİYE
Derginizi büyük bir merak ve heyecan içinde alıp inceleme fırsatı bulunca adeta bir Müslüman olarak rencide olup hezeyana uğradım.Ben bizzat Hak Ve Hürriyetler derneklerini,direniş evlerini ziyaret edip bir insanlık ayıbı ve problemi olan Tecrit Zulmü’ne karşı tepkimi dile getirmiş,bu konuda mücadele edenlere destek çıkmış ve destek çıkmaya da ant içmiş bir müslümanım.Zulmün dininin olmadığını dile getiren ve bunu da pratize eden bir mü’minim elhamdulillah.Şimdi ben sizi okudum ve dinledim;sıra sizde.
(Tabi bu yazımı anlamanız için önce 1 ŞUBAT 2005 KURTULUŞ YOLU dergisindeki o iğrenç yazıyı okumanız gerekiyor)
Öncelikle şunu söyleyeyim ki yeryüzünde insanı en iyi tanıyan,en iyi bilen,insanın zaaflarını,kudretini en iyi anlayan onu yaratan Allah(c.c)’dır.Onun için İnsan Plan ve Projesi Allah’ın elindedir.Yani insanın telif ve patent hakkı Allah’ındır.Dolayısıyla insanı en iyi tanımlayan da Cenab-ı Hak’tır.İnsana en uygun,en ideal,en muteber yaşam biçimini belirleme hakkını da Allah’a tevdi etmek insaftır,insaf.Siz mi doğumunuzun zamanına,yerine,cinsiyetine karar veriyorsunuz;memleketinize,ana babanızın seçimine siz mi karar veriyorsunuz,güneşi doğuran,O’nun nimetleriyle karnınızı doyuran kim? O’nun nimetiyle kendinizi beyan ediyorsunuz.Söyler misiniz Onsuz siz nesiniz,kimsiniz?O’na kafa tutasınız diye mi sizi yarattı? O’na akıl öğretesiniz diye mi sizi var etti? Siz Allah’tan daha mı iyi biliyorsunuz? Hiç mi tarihsel deneyiminiz yok? Tarihte Allah’a karşı savaş açıp da,Allah’a akıl öğretip de,Allah’a racon kesip de kazananı duydunuz,gördünüz yada biliyor musunuz? Hiç mi Firavunları,Nemrutları duymadınız?Sizi var etmese ne yapacaktınız ? Kendi kendinizi yaratabiliyor musunuz? Bilakis tuvaletlerde iki büklüm olan insan O’nun kitabına ukalalık yapıyor.Lütfen itiraf edelim.HİÇ KİMSE GÖRMEK İSTEMEYEN KADAR KÖR OLAMAZ.
Evet,yapılan saldırılar ve söylemler insafsızca,bilinçsizce ve bilmeden,cahilce yazılmış yazılardır.
Bir defa ben İslamcı değil müslümanım.(inceleyin Fussilet 33)
 “İslamcı dünyaya ne sınıfsal ne de ulusal pencereden değil sadece din penceresinden bakar” deniliyor.
Din nedir dostum? (Eğer objektif ve realist bakarsanız dediklerimin doğruluğunu araştırırsınız) Din,literal olarak bir yaşam biçimi,bir hayat tarzıdır.Dolayısıyla her yaşam biçimi bir din,her din de bir yaşam biçimidir.Onun için hayat bir dindir.Şimdi din denilince tasavvurunuzda bu canlanmalıdır.Siz dinin sadece vicdanlara hapsedilmiş bir afyon veya bir doktrin olduğunu mu sanıyorsunuz? Yeryüzünde Allah’ın ve O’nun dininin karışamayacağı bir metrekare bile yer yoktur.Camiye karışan din,ticarete de sokaklara da,kılık kıyafete de karışır.Zaten İslami yaşam biçiminde sınıf diye bir şey yoktur ki sınıflara bakılsın.İnsanlar bir tarağın dişleri gibi eşittir.İslam cihan şumül yani evrensel bir dindir.Hangi hakla İslam’ı ulusalcılıktan izole ediyorsunuz? Herhalde dünyanın ücra köşelerinden gözü yaşlı,bağrı taşlı insanların  tek tip bir elbiseyle pervane gibi aşktan döndüğü HAC diye bir şey duymadınız mı? “Ne arabın aceme ne de acemin araba üstünlüğü yoktur,üstünlük ancak takva iledir” diyen Allah Rasulü’nü duymadınız mı?
Evet Burjuvazi ve Proleterya konusunu 19.yy’da Karl Marksın bir aristokratın kızına aşkından dolayı 1835’de Bonn’daki şairler kulübünde yaptığı düello yenilgisinden aldığı o derin izden, intikamdan öğrendiniz.Zaten bundan sonra Komünizm manifestosunun,Marksizm’in yada diğer adıyla Komünizm’in gündeme gelişi söz konusu.Ayrıca Marksizm’in ortaya çıkışının en büyük nedenlerinden biri de Marks’ın bir Yahudi oluşudur.
(Dileyenlere daha geniş bir bilgi verebilirim)
Evet,kısmi olarak feodalizmin ulusal olarak da firavunlar ve kölelerinin yada küresel emperyalizmin zulümlerine en kökten ve tek derman vahyin eşsiz eczanesindedir.
“Onun gözünde burjuvaziyle emekçi ayrımı egemenler ve halk ,ezen ve ezilen,sömüren ve sömürülen ayrımı yoktur.”deniliyor.
Bu apaçık bir iftiradır.Yani Ey Firavunlar,Ey Emperyalistler,Ey Müstekbirler alın bu Mustazafları sizin için yarattım tepe tepe kullanın,sömürün,işkence edin,kanlarını emin,ezin diyecek Allah ha!Buna sessiz kalacak ve ki buna ilerde değineceğim sizin eleştirdiğiniz gibi en sert tavrı almayacak bir Allah yok bizim kitabımızda.Bir defa tarihin tüm mücadeleleri Kur’an’da Mustazafların(ezilenler) yanındaki Rasuller ve bunların karşısındaki Müstekbirlerle
(Bu ifadeler Kur’an’a aittir) geçmiştir.İşte Firavun ve Musa,İşte İbrahim ve Nemrut,İşte Muhammed(a.s) ve müşrikler.Söyler misiniz,Muhammed(a.s) dışında 40 gününe bir savaş düşen bir başkasını tanıyor musunuz?Peki ömrünü istisnasız tüm insanlığın saadetine harcamış bu insan niçin bu kadar çok savaştı? Çağlarının firavunları olan Lenin,Stalin gibi milyonlarca insanın kasabı mı oldu haşa!
Peki neden,Ey İslam’da şiddetin olduğunu ve bunu da emrettiğini söyleyen cahiller,neden? İnsan bilmediğinin düşmanıdır.Sizin misal verdiğiniz ayetler zaten cevabı içinde olan ayetlerdir.Önce “Cihad” kavramıyla “kıt’al”(savaş) kavramlarını bir öğrenelim.Cihad,daha genel bir ifade olup hem kişisel hem de kollektif bir iman hareketidir.İslam ile insan arasındaki tüm engelleri kaldırmanın öteki adıdır.Kıt’al,daha nisbi bir hareket olup cihad’dan bir parçadır.Her şey değildir ama her şeyden bir şeydir.Tabi konum bu olmadığı için uzatmıyorum.Yoksa çok şey söylenebilir.
İmdi verdiğiniz ayetlerde Kur’an’ın mesajından ziyade kendi söylemek istediğinizi söylemişsiniz.Yani kitaba uymamış kitabına uydurmuş,vahiyle nefislerinizi değiştirmeniz gerekirken nefislerinizle vahyi değiştirmişsiniz.Bir kere Müslümanlar savaşanlar değil savaşılanlar idi.Bu kıstasa dikkat.
”Onları bulduğunuz yerde öldürün ve sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın.Fitne öldürmekten beterdir.Onlar sizinle savaşıncaya kadar siz onlarla Mescidi Haram’da savaşmayın.Sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın…… (2/191)
 
Anlayışa bakın,bu ayette şiddet varmış.İyi de Efendimiz (s.a.v) savaş açmayan ve fitne çıkarmayan kime savaş açmış.Ayetin içinde “Sizinle savaşıncaya kadar siz de…………. Onlarla savaşmayın” demiyor mu?Ya fitne,öldürse fitneden daha iyidir denilmiyor mu?
Arkadaşların Nisa suresinde diye yazdıkları ayeti bulamadım lakin şöyle yazılıydı:
”Sizi bırakıp bir tarafa çekilmezler,barışı size bırakmazlar ve ellerini sizden çekmezlerse onları nerede bulursanız yakalayın ve öldürün.Onlar üzerine size apaçık tasallut hakkı verdik.”
Kafanızdan kılıçlarınızı döndere döndere ananızın,bacınızın canına kıyıp ırzına geçecekler,evet evet iyi okuyun ayeti;aynen bugünün İsraili gibi;ne barışa ne de ateşkese yanaşacaklar ve o iğrenç ellerini ne sizden ne de topraklarınızdan çekecekler, “siz de oturun armut toplayın” diyecek Allah ha! Allah’a sizin gibi akledemediği için kızıyor musunuz merak ediyorum?Alın bir tane daha,
“Allah’a ve Rasulüne karşı savaş açanların ve yeryüzünde fesat çıkaranların cezası ancak öldürülmeleri,asılmaları yada elleriyle ayaklarının çaprazlama kesilmesi veya sürülmeleridir…….(5/33)
Emin olun bir çoğunuzla(sosyalistleri kastediyorum) görüştüm,konuştum,oturduk yedik içtik vallahi bizim Marks’ı,Lenin’i,Stalin’i tanıdığımız gibi siz Efendimiz Muhammed(a.s)’ı ve Kur’an’ı tanımıyorsunuz.Aksini iddia edenle yüzleşmeye hazırım.Bu nasıl sakat bir tasavvur böyle?Elinizden gelse Amerika ve İsrail’i bir kaşık suda boğacaksınız ki size Müslümanlara ettikleri kadar etmemelerine rağmen ama sıra Allah’a (c.c) ve O’nun yolundakilere gelince bu şiddet olacak öyle mi?Yeryüzünde fesat çıkaran İsrail’in cezası nedir Allah’ınızın aşkına?
Deniliyor ki:
“Kafir’i yok edilmesi gereken,yeryüzünde yaşaması fazlalık olan bir unsur olarak gören anlayışın savunulduğu ve bunun kafir öldürenin yeri cennettir anlayışıyla pekiştirildiği yerde,böyle bir eylem anlayışının gelişmesi doğaldır”
Kafiri değil canım.Ayetleri nerenizle okuyorsunuz siz? Yeryüzünde fesat çıkaran,savaş açan masum,sadece Rabbim Allah’tır diyenlerin canını,malını ve ırzını gasp eden,Sümeyye (r.a) gibileri,Hubeyb (r.a) gibileri,Irak gibileri,Lübnan,Filistin gibileri hunharca katleden,Müslümanları bir boğanın kırmızı görüşü gibi görenleri öldürün diyor Kur’an..Dedim ya,İsrail ve Amerika’nın cezası sizce nedir peki? O da emin olun,Müslümanlar İsrail’e girse suçlular dışında ne çocuklara ne de kadınlara hatta ağaçlara dahi dokunmazlar.İslam’ın savaş hukuku var çünkü.Bakın Müslümanların fethine,İslam,toprak değil insan fethi için meydanlardaydı.Mısır’a bakın,Amr b.As,Mısır’a girmek için Halife Ömer’den izin istiyor,tabi mektuba cevap  gelmeden Mısır’a giriyor.Cevapta da şöyle deniliyordu.”Eğer Mısır’a girmediysen bekle,çünkü Ömer önce yürekleri sonra toprakları fetheder.” Lakin durumun böyle olmadığını gören Ömer “Eğer önce yürekleri fethettiysen Mısır İslamlaşırdı fakat şimdi İslam Mısırlılaştı.” Der.Bakın Kudüs’ün fethinde Hıristiyanlar Ömer’e şehrin anahtarlarını kendi elleriyle teslim etmişlerdir.Bakın ne Hıristiyanlar ne de Yahudiler kan dökmeden Kudüs’e girememişlerdir.Müslümanlar fethettikleri yerdeki insanları savaşmadan önce İslam’a davet ederler velev ki icabet edilir yani Müslüman olurlarsa o zaman hiçbir şeylerine dokunulmadan valilerini emanet edip giderlerdi.Avrupa’da Osmanlı’dan kalan bir sürü Hıristiyan yadigarına asırlarca Osmanlı hakimiyetinde dokunulmamıştır.Suriye’de bir camide hala Hz.Yahya’nın vaftiz edildiğine inanılan büyük tas hala durmakta ve hala orada namaz kılınmaktadır.Afganistan’da 3000 yıllık Buda heykelleri durmaktadır,onları da sonradan Amerika bombalamıştır.Size sayfalarca örnek verebilirim.Böyle bir tasavvur olabilir mi? Rasulullah deliler divaneler gibi taşlamalarına rağmen onları öldürmeyip sayısız kere onları İslam’a davet etmiştir.Allah’tan biraz korkan O’nun ve yarenlerinin hayatına bakarak O’nun şiddet değil şefkat ve rahmet kaynağı olduğunu itiraf eder.                                 ”Biz seni alemlere rahmet olarak gönderdik.”
Ben okyanusu çay kaşığıyla boşaltamayacağım için uzatmıyorum.
Deniliyor ki:
“İslam’ın ceza anlayışı da tarih boyunca şiddet ve vahşet üretmiştir.Recm’den kısasa kısas uygulamasına kadar uzanan  bu yöntemlerin kitlesel boyutlara evrilmesi zor olmamıştır.”
Bana şimdiye kadar nerede ve hangi zamanda olursa olsun(Asrı Saadet hariç);zina suçuna karşı alınmış hangi hükümden sonra zina minimuma inmiş hatta azalmış?Dakikada bir gayrı meşru çocuk doğan Amerika’da mı? “Ensest” oranının %60 olduğu (Ensest; bir babanın öz kızından çocuğu olmasıdır) Avrupa’da mı? Yoksa 72 yıl Komünizm’in hüküm sürdüğü ve sonucunda “Nataşaları” doğuran Rusya’da mı?Böyle aile,ahlak,edep ve kadın kavramlarını yerle bir eden ve toplumu veled-i zinalar topluluğu haline getiren bu suçun cezası hafif mi olacak? İşte Türkiye’ye bakın liseler fuhuş yuvası değil mi,genelevlerden alınan vergiler nerede? Ya Asrı Saadet’de topu topu kaç zina suçu sabit? Araştırın ve karşımıza buyurun.Bir elin parmaklarını geçiyor mu? Siz o çağı ifadem bağışlansın zinanın en büyük müsebbiblerinden biri olan teşhir kadınlarının çağı mı zannediyorsunuz?
Aynı sorum cinayetler için de geçerli.Amerika’da sinek gibi,Avrupa’da domuz gibi dakikada bir insan öldürülüyor.Hapisler de Türkiye’de olduğu gibi ağzına kadar dolu.Kanunlar “6 yıl yatar çıkarım” diyen adamı caydırıyor mu? Hadi “bir asılır çıkarım” desin de göreyim.Söyleyin kısas’tan daha caydırıcı,anaların babaların gönüllerini mutmain eden bir uygulama var mı? Bunu diyen adamın gözlerinin önünde yavrusunu kafasına bir sıkayım da o zaman gönlü 6 yılımdan mı yoksa kısasımda mı göreyim desem tabi ki farazi konuştuğumu anlarsınız herhalde.
Ayrıca “Şeriat” düzeninin halka bakış açısı egemen güçlerin bakış açısından temelde farklı değildir” cümlesini de şiddetle kınıyorum.Al sana şiddet.Yani “Allah’ın yeryüzüne müdahalesi” anlamına gelen Şeriat’in adaletiyle emperyalistlerin,kodamanların adaletleri bir öyle mi? Sadece yazıklar olsun.
 
 
Bir de bu insanlar bana hep  İslam’a saygı duyduklarını hatta yaşamaları gerektiğini itiraf ediyorlardı.Şimdi ben hem bu cümleleri,hem de niçin Filistin ve Irak halkının yanında olduklarını tekrar bir tartarım.Yoksa “Ey Amerika ve İsrail sen çekil de şeriat isteyen bu insanlara karşı sıra bizde” diye mi? Öyle ya,Niçin Amerika ve İsrail’e olduğu kadar Çeçenleri acımadan katleden Ruslara o kadar kindar değiller?
11 Eylül vakıası bu ülkede ve dünyada çok tartışıldı.Şimdi tutup 3000 Yahudi çalışanının o gün kulelere gelmemesinin tesadüf olmadığını bile bile bununla nasıl İslam’a saldırırsınız anlamıyorum.Velev ki yaptıklarını saklayacak kadar aşağılık olmayan Müslüman direnişçiler olmamasına rağmen.Aksini iddia ediyorsanız ispat edin de görelim.
İspanyada ki trenlerin bombalanması olayının ardını burada deşerek destan yazmak istemiyorum.Lakin “bütün izlerin ETA’yı gösterdiğini” ileri süren ve yerden yere vurduğunuz “Vakit” gazetesinin ortaya koyduğu tüm somut delillerin aksini ispat edebiliyorsanız buyurun.Sivas olayları gibi spekülasyona açık bir meselenin cevabından ne benim ne de diğer Müslümanların aciz olmayacağını net bir şekilde iddia ediyorum.Lakin beni en çok yaralayan ve üzen şu cümleler oldu:
“İslamcılığın halka karşı nasıl bir vahşet ve şiddet üretebileceğinin en karakteristik örneklerinden biri de İran Evin Hapishanesinde yaşananlardır.İşkenceler bir yana,tecavüzün bile İslam’la nasıl meşrulaştırıldığını görürüz orada.İslam inanışına göre bakire olarak asılan birinin yeri cennettir ve İran yönetimi,Evin Hapishanesindeki devrimci,demokrat genç kızlar cennete gitmesin(!)  diye onları asmadan önce tecavüz etmeyi dini bir kılıfa sokmuştur.”
Bu iddianın doğru olup olmadığı ayrı bir mesele,lakin bu iddiayı İslam’la ,İslam’ın ve Müslümanların aşağılandığı bir yazıyla aynı karede tutmak olaylara bakışın insafsızlığını ve şeytanın gör dediği yerin kaçınılmazlığını berrak bir şekilde ortaya koyuyor.
Evet şimdiye kadar söylediklerimizde problem  yada eksiklik ve yahut yetersizlik varsa o bendendir;lakin Cenab-ı Hak tüm eksikliklerden münezzehtir.Vesselam………………